KORKMA İLERLE
Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar
Aldanıp yaşama
kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan
Çevir gözlerini içlerine
At bir adım daha
İlerle korkma uçurumlardan
Alıştırıldığımız yaşam kendi yaşamımız değil
İç savaşlarımızda yenen de yenilen de biziz
Öldürmek için peşine düştüğümüz kendi yaşamımız
yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız kendimiziz.
Korkma
yürü yollarına Salına salına sarsıla sarsıla
Henüz ıslak ve nemliyken şekillendir
Bittiğinde öğrenilen yaşam neye yarar
Kaç hayat yaşanır ki bir ömre kaç yaşam sığar..
netten alıntı (yazar bilinmiyor)
SEN GİTTİN
Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti Sen gittin sazımın teli, kuşumun dili gitti Yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir Sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur Kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime Günlerce haftalarca ağladım Kırık bir ağaç dalında öksüz bir kuş gibi kaldım
Sen gittin Hazanlar başladı ömrümde Yaprağa duran ağaçlarım gitti Umutlarım gitti, baharlarım Tutam tutam saçlarım gitti Dudağımda şarkılar yarım kaldı Bardağımda rakılar
Sen gittin Yüreğimde kanayan şiirler Masamda sigara izmaritleri kaldı Kaldım öyle tesellisiz ortalarda Birde yıkıntım
Sen gittin Şiirlerim öksüz kaldı Kalemlerim, defterlerim Ellerim, gözlerim, kirpiklerim Yüreğimde kalkıp giden gemilerim Dillerim öksüz kaldı Ne varsa dağıldı geride kalan Çöl oldu şiiristanım Hayalim düşistanım
Sen gittin Kemanım yayım, güneşim ayım Mutluluk payım gitti Kara bulutlar çöktü üzerime Bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda Yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de Ve yüreğime batan cam kırıkları her gece
Sen gittin Sustu kalbimin bülbülü Bahçemin gülü soldu Yoldu bağrımı yokluğun
Sen gittin Ağzımın tadı Mutluluğumun adı gitti Yaslı yaşım, gamlı başım Zehir aşım, otuz yaşım kaldı Sen gittin Hayalim düşüm Sevincim gülüşüm Servetim işim gitti
Sen gittin Özlemin yüreğimde Yokluğun kirpiğimde çoğaldı Sen gittin umudum gitti Gururum gitti Her gece oturup ağladım Islandı ekmeğime karıştı korkunç acı Gülmek nedir unuttum gitti
Gittin ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu Kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu Acılarım içimde fışkıran kan Gönlüm rüzgarda savrulan yaprak oldu
Sen gittin Çakıl taşlarım Yürek vuruşlarım Sevgi kuşlarım gitti Yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım Her yerde izimi sürüyor avcılar
Gittin işte o gidiş gittin, bir daha dönmedin geri Yarısı sende kaldı kalbimin, yarısı bende ezgili Ardında kara bulutlar, kara günler Ve her gece soğuk ölümler kaldı Hasretin kaldı birde Ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda Ah seher yeli
SEN GİTTİN BEN BİTTİM MASAL GİBİ
BENİ UNUTMA
Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yaşar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma O saatlerde serpilir gülüşün Bir avuç su gibi içime, ey yar Senin de başında o çılgın rüzgar Deli deli esiverirse bir gün Beni unutma Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için şu yollara düşmüşüm Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma Hala duruyorsa yeşil elbisen Onu bir gün benim için giy Saksıdaki pembe karanfilde çiğ Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen Beni unutma Büyük acılara tutuştuğum gün Çok uzaklarda da olsan yine gel Bu ölürcesine sevdiğine gel Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün Beni unutma..
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
BU GECE SENİ KALBİMDE SON MİSAFİR EDİŞİM
Artık seni yazmayacak kalemim özlemler büyütmeyecek yüreğim hayalinin peşinden gitmeyecek gözlerim aşk çiçeklerini söktüm saksılarından bu gece kalbimde seni son misafir edişim
sana yarı yoldan döndüğün dağ gibi bir yürek dağ gibi bir sevdanın izlerini bıraktım ardımda birde sen kokan şiirlerim... hani olurda sol yanın sızlarsa bil bu gece kalbimde seni son misafir edişim
gecenin karanlığına ve mavilerin koyusuna salıyorum sevdamı usulca son kez alıyorum hayalini koynuma bu son ağlayışım yokluğuna uzak iklimin sevdası hoşça kal bu gece kalbimde seni son misafir edişim
Ümran AYDIN
HOŞGELDİN DÜNYAMA
Suya hayat veren sisli dağlar, Asi rüzgarlar, Aşkını ruhuma savurdu.
Şakıyor akşam karanlığında bülbül, Dile gelmiş, Gün ışıltılarıyla, Gece sefaları açılmış, Bulutlar dağılmakta, Güneş sarmalıyor ay' ı Dokunuyor dudaklarıma bir seher yeli.
Bunca zaman neredeydin sevgi neferim, Dizlerinde derman mı kalmadı yoksa? Koşman nafile, Seher yelim dur, Değsin saçlarıma nefesin yavaş yavaş.
Dağılsın kumlara yazılan sevgimiz, Taşlarda baki kalsın, Umuda dair beraberiz sen ve ben, Semada bulutlar dağıldı, Masmavi şimdi gökyüzü, Durgun dalgalar artık sen kokuyor bana.
Neden, niçin, nasıl? diye sorma, Korkma, yargılama. Geçmiş, Her an tekrarlanır sanma gelecekte. Bahar dalları gibi umutlar yeşersin, Kurumuş iğneli çamlarda.
Gözbebeğim; Derman olacaksa sonunda, Seninle her derde varım.
Busenle, Erguvanlar çiçeklendi, En zemheri anımda.
Hoş geldin deniz yüreklim, Hoş geldin dünyama...
alıntı
ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR
Burada yağmur yağıyor Aralıksız yağıyor günlerdir Ama sen yine de şemsiyeni Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca Yüzünü çiziyorum ki yüzün Bir yağmur damlası olup Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun Karanlık sessizliğini kentin Anılarını yitiriyor sokaklar Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazan Ki o zaman aşktır tek bilici Aşksa yürümek gibi bir şey Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin Unuttuğu türküler bizsek Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle Sokaklara caddelere çıkmalıyız Belki bir aşktır bu kentin Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen Şemsiyeni almadan gel yine de Özletiyor bu çılgın sağanak seni Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
AHMET TELLİ
|