SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN
Sen benim sarhoşluğumsun... Ne ayıldım, ne ayılabilirim, Ne ayılmak isterim. Başım ağır, dizlerim parçalanmış Üstüm başım çamur içinde Yanıp-sönen ışığına düşe kalka giderim.
Nazım Hikmet RAN
HASRET BULAŞTI AŞKA
Yeterince özenli değil miydik sevdamızda… Güz değil, yalan değil…hasret bulaştı,aşka… Bilir misin, sonunda; aşk, bizi terk ederken… Savururken rüzgarı…söyle,ne gelir elden… Hasret sevdalıları neden rahat bırakmaz…
Doğmayı unutmuş mu güneş, yoksa…ne var Neden kara günlerim…zindanları aratmaz. Söylediğin heceyi, rüzgar mı ulaştırır… Kimden haberi alır…hasret… nereden gelir…
Gönüller, hangi yöne giderek,bir yol bulur… Hasretin gözü, kartal…söyle nasıl, kurtulur… Bir, dua mı…bir, nazarlık…yada, muska mı, korur… Ağ gibi sarılırsa…pusulara, düşer aşk… Çınar gibi sevdayı…hasret içerden oyar… Her aşkı tehdit eden… bir parça… gölgesi var… Aşk ve hasret aslında…ayrılmaz arkadaşlar… Ekrem Bozkurt
AŞK YENİDEN
Aşk yeniden Akdenizin tuzu gibi Aşk yeniden Rüzgârlı bir akşam vakti Aşk yeniden Karanlıkta bir gül açarken
Aşk yeniden Ürperen sahiller gibi Aşk yeniden Kumsalların deliliği Aşk yeniden Bir masal gibi gülümserken
Gözlerim doluyor Aşkımın şiddetinden Ağlamak istiyorum Yıldızlar tutuşurken Gecelerin şehvetinden Kendimden taşıyorum
Aşk yeniden Bitti artık bu son derken Aşk yeniden Aynı sularda yüzerken Aşk yeniden Rüya gibi bir yaz geçerken
Aşk yeniden Unutulmuş yemin gibi Aşk yeniden Hem tanıdık, hem yepyeni Aşk yeniden Kendini yarattı kendinden
Murathan Mungan
OLUR YA...!
Olur ya,
beni özlersin, ararsın gözlerimi
Çakılı kalan düşlerimdeki esrarengizliği,
Seni seven yüreğimi, kaldırımlara attığına utanırsın
Olur ya,
Vicdan azaplardayken anarsın beni
Sebepsiz bir bitişte zamansız bir ölümle eş edersin beni
Sonra geçip karşıma
Kimse sen gibi sevmedi dersin
Kimse sen gibi öpmedi yüreğimi
Olur ya,
Gözlerimdeki yaşların sebebini anlarsın
Sen varken seni özlediğim günleri
Bir de sensizken inleyen hıçkırıklarım emer seni,
Başka tenlerde unutmuştun sevgimi
Başka aşklara değişmiştin yüreğimi
Zamansız olmuştu gidişin
Sen ağlarken bitişim
Olur ya,
Beni öldürmek için geri gelirsin
Yeniden diyip bakarsın gözlerime
Sensiz olmuyor diye de eklersin
Olur ya,
Yine utanmadan gelir istersin tenimi…!
Yazar : Reşit Turan
SANA BÜYÜK BİR SIR SÖYLİYECEĞİM
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin Zaman kadındır Ister ki Hep okşansın diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi... Sen ki benim saat-sakağımda vurursun Boğulurum soluk alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz Dudağımda bir dillenen zavallı Acınacak bir şey ellerim için kararan bir şey bakışının altında.. Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatısından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim . . Louis Aragon
SEVGİ EMEK İSTER
Sevgi ekersen yüreklere, Sevgi biçersin derdim. Yıllardır sevgi ekmeyi, Görev edinmiştim. Ne yazık ki gerçeği, Kırk yaşımda öğrendim.
Sevgi emek ister, Sevgi yürek ister,derken ben, Yüreğin de,emeğin de boşa olduğunu bilememişim.
Yalanmış tüm sevda sözcükleri, Yalanmış aşk gülücükleri, Öyle bir an gelir ki, Bir kalemde silinir, Atılır çöpe hepsi.
Ne verdiğin emekler, Ne de kurulan hayaller geleceğe, Kırkından sonra kendine, Acısı kalır,geriye kalan yaşamında çekmeye..
Kaldıramıyorum,taşıyamıyorum yaşamın yükünü. Ayrılık acısıdır, Yakar yüreğimi,büker boynumu, İpler senin elinde,kurarsın tekrar yaşamını.
Ne söylesen boş, Biliyorum artık dibe vurmaya mahkum olduğumu, Kahretsin unutamıyorum hala sevda sözcüklerini, Yolun açık olsun,kimse üzmesin seni..
Nazife Abaylı
UZAK KADERLER İÇİN
Birgün, bir yağmurla garip garip Çoluğu çocuğu terk edeceğim. Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım Alıp başımı gideceğim.
Asır yirminci asırdır, amenna. Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi Uzaklar daha uzaklaşır. Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri Sımsıcak sevgilere muhtacım.
Bir gün alıp başımı gideceğim Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar... Belimi bir ılık şal sarsın, mavi Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız Rüyâlarım unutulmuş bir handa pes desin Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.
Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde. Diyarı gurbette kanlı bir aşk, Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde. En uzak beyazlar, En yakın ikindilerde, duygulu Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam İçip içip ağlasam...
Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum, Herkesin derdinden pay isterken? Uzak kaderlerin suları çağlar şimdi Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.
Birgün, bir parkta otururken, biliyorum Bir el yağmurla dokunacak omuzuma Bir çift göz, bir davet, bir kalp Çoluğu çocuğu terk edeceğim.
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak Toprak ve insan kokularıyla Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için Başımı alıp gideceğim.
Turgut Uyar
BİTMESİN BU MASAL
Bir geceyarısı sessizliğinde, Martı kanatlarına adımızı yazdım, Mavilerin sensizliğinde. Sonra uçuşlarını seyrettim uzun uzun, İçimde derin bir hüzün... Kumsaldayım yine sevgilerin kimsesizliğinde, Şimdi kimbilir kiminlesin, nerede? Eğer düşmeseydim ayrılıklarla derde, Seninle çok mutlu olurdum; Olur, olmaz her yerde... Ne olur gitme, kal! Bitmesin bu masal...
Erden ERKİN
DENİZ YILDIZLARI
Duyulur muydu okyanuslarda bir deniz kızının ağlayışı; merak ederdik beyaz köpüklü dalgalar, kırılgan hıçkırıklar ve alaca karanlıkta yuvarlanan pırıltılarda görülür müydü bir denizkızının ağlarken geceye döktüğü denizyıldızları.
Ya biz, ya siz, ya denizkızı için yolardık papatya yapraklarını; ne çıkarsa bahtımıza uçuşurdu ateşböcekleri’ nin kanatlarında.
Gizlemişti bizi sazlıkta küçük göletlere merakımız gömülüyken kumsala yan yana ayaklarımız sonra o sesler gelen gümbürtüler göklerden anlamıştık okyanusun kırılan kalbinde aradığımız denizkızını bulduğumuzu görüyorduk, gün gidiyor ay doğuyor o ağlıyordu.
Anlıyordum ben tüm kıyılardan görülen kara bir bulutu yararak kamçı gibi çakan yıldırımlar ağlatıyordu denizkızlarını.
Sen, ayıramamıştın hiç birini o zamanlar hepsi bir, hepsi okyanus, hepsi denizdi. Bir farkı yoktu kin tutan ayrılıkların içimizde gizlediğimiz okyanus sahilinden.
Sanki kıyılarda bilmeden bastığımız denizkestaneleriydi acıtan adımlarımızı saklandığımız o sazlıkta hep aynı kaldı böylece karanlık sulara birer birer parıldayıp akan ve okyanuslara yanıp dökülen denizyıldızları.
Ömer SERDAR
CADDELERDE RÜZGAR,AKLIMDA AŞK...
Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var."
Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sorsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.
Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.
Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.
Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.
Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...
Y. Bilinmiyor
5.MEVSİM
hani gidiyorsun ya, her sey donuyor aniden üsüyor yüregim ellerim buz ama, ______sana KIŞ´sin diyemem
hani, bir ses,bir nefes bekliyorum ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden dökülüyor yüregimin yapraklari ama, ______sana SONBAHAR´sin da diyemem
hani, geliyorsun ya habersiz,aniden açiyor ruhumun çiçekleri gökkusagi geçiyor üzerimden ama, ______sana ILKBAHAR´sin da diyemem
hani, askin alevi sariyor ya yaniyor yüregim titriyor bedenim,nöbetlerdeyken ama, _____sana YAZ´sin da diyemem
sen benim bilmedigim görmedigim tatmadigim hiç yasamadigim _____besinci MEVSIM´sin
Ve...
Çaren yok.. Bir gün mutlaka geleceksin .........
S.EROL
BIR SEY BEKLEMEDEN
Telassiz seviyorum seni Bir sey beklemeden
Sesini duyuyorum Isigini tutuyorum Biraz sokulup yanina Sanki bir sey soyleyecekmis gibi Sicakligini aliyorum Koklamaya korkak Ve seviyorum seni yine Hic bir sey beklemeden
Küsmüyorum yasama Sevmek oyle guzel ki Hele de seni sevince
Unutuyorum Gozlerinde okudugum siradanligimi Herhangi biri gibi yaninda olmak Yetiyor sevdama Cunku seviyorum seni
Hergun bir gul aliyorum Bir cocuga veriyorum Bazen bir ihtiyara Bir gun sana verebilirim umudu tasimadan
Sakalasmalarini seyrediyorum Oyle guzel guluyorsun ki Seni ne kadar sevdigimi hatirliyorum Gulumsuyorum ben de Kimse neye gulumsedigimi bilmezken Ben sevdama gulumsemeler gonderiyorum
Seni gorecegim her yeni gun Yenilenmedir kendi icimde Umudu sorma Yine de seviyorum seni Hic bir sey beklemeden
Gassan Satar-
ESKİ BİR SANCI
Eski bir sevdayı anlatır, Çalan her şarkı. Her nağmede gizlidir, Eski bir sancı. Bazen hüzzamdır sessiz, Hüzünlüdür eskiden. Bazen sabadır sensiz, Mistik ve de derinden.
Bedirhan Gökçe
ÖLÜM GİBİYDİ GİDİŞİN
ÖLÜM GİBİYDİ GİDİŞİN
çelik parıltılı keskin kara saplı bir bıçak gibiydi gidişin...
insafsız, zalim ve yok edici...
nefes nefes acı, nefes nefes zulüm ve kahredici ölüm gibiydi...
ölüm gibiydi evet... ardında simsiyah bir sonsuzluk bıraktığını ve hiç ertelenmeyecek kadar kesin ve hiç karşı konulamaz olduğunu bilerek gelen ve alıp götüren ölüm gibiydi...
başka tarifi yok ki bu boşluğun tutunacak tek dal bırakmayan, göz gözü görmez bu katran karanlığı, ve ardındaki yalnızlığı, başka nasıl tasvir edebilir yüreğimin şiirleri...
tevekkül, sabır, sükun, ve sükut... o sonsuz ve "her şey " olan "hiç"likte bir başımayım... noktayım, zerreyim, katreyim, içimde taşıyorum hasretin çekirdeğini...
ağıtlar yakmıyorum hayret gözyaşları dökmüyorum sel gibi...
yalnızca o yarım ve yorgun bir kaç saat çaldığım uyku denilen mabedin loşluğunda her sefer aynı resmi görüyorum bir sır gibi...
ne yana dönsem o resim çıkıyor karşıma... yüzü sen, gözleri sen, dudakları sen, saçları sen...
ve fısıldar gibi tekrarladığı iki kelime sadece ve sadece iki kelimeyle aralanıyor dudakları "beni unutma".... "beni unutma"... "unutma beni"...
her fısıltı bir balyoz bir gürz gibi çarpıyor yüreğime uğultuyla çoğalıyor sadası yankılar bırakıyor bir mıh gibi saplanıp acıtıyor bilincimi kanatıyor yüreğimi...
deli gibi fırlıyorum yatağımdan seher vakitleri kör kuşlar gibi savruluyorum döne döne camlara çarpa çarpa bin parçaya bölüyorum kendimi...
artık iflah olmaz bu can kuşu biliyorum serseri, suskun, kan revan ve ebedi hüzünlere bulanmış tüyleri artık hayatımın içinde seni bulduğum günler gibi rengarenk ve ışıl ışıl parlamayacak artık hiç taşımayacak sevda rengini...
alaca kurşunilere sarmalanmış akşam vakitleri artık tepeden tırnağa yılgın ve kül rengi yaşamak yaşamaksa eğer adı dilime sıvanmış kinin gibi...
ölüm gibiydi gidişin tarifi yok başka habersiz sessiz ve ani ecel gibiydi...
CEYDA GÖRK...
ŞİİRLERİM 3 TIKLA
|
• 2007-01-11 12:47:57 - yine mükemmel