www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws




anemon

• 30/8/2006 - İZMİR ŞİİRLERİ 2

                                         

                 

 

                                            İZMİR 

 

Bu yeşil, bu mavi, bu renk, bu ışık
Ruhumda sindirdin baharı İzmir
Mehtap denizine gün sana aşık
Baştan başa hülya diyarı İzmir

Kıvrım kıvrım, köpük köpük denizin
Seni gören gözden silinmez izin
Öyle gurbetsin ki, sıla gibisin
Ey gönlümün olanca varı İzmir

Akşam güneşle su dudak dudağa
Bir alev yükselir denizden dağa
Uzandıkça gönüller çok uzağa
Sen olursun aşıkın yeri İzmir...

Yüksel Gemalmaz

    

 

     

 

 

                                  İZMİR DÜĞÜMÜ

 

Bir düğüm gibisin içimde İzmir
Bütün sevgilerim gömdüm karanlık sularına
Çözülünce açığa çıkacak sırlarınla.
İki uçta yaşarsın, gözlerinde aydınlık ve karanlık
Ölümle dirim kurdelası, hep boynundadır
Yangın büyüsü sarar bedenini tutuşursun.

İçindeki ateşi çıkarır, savurur küllerini.
İlmek ilmek örersin sularında sevgiyi.

İzmir sevmeyi de sevişmeyi de bilir umursuzca
Her akşam kızarır yeni sevdalar ufuklarda

Sevgi Damlaları

 

 

                                                      YAKINSAMA

 

Fesleğen kokulu bir rüzgardın
Girdin içeri kapıdan
YürÜdüğün yolların tozuyla oturdun masaya
Masanda bir saksı sardunya vardı, okşadın
Çeneni avuçlarının içine aldın
Kır kokulu gülüşlerini gezdirdin yüzümde
Sıcak bir çay dedin
Benim yanaklarım demlendi o an!
Bir topaç gibi yerimde döndüm
Sana çayını verdim
Tazecik, üstünde buğusu tüten

Seni İzmir'li gibi düşündüm
Hani yüzün öylesine sıcak geldi ki
Yüzünü hiç görmediğim çocukluğum geldi aklıma
Öyle zor, o kadar uzak ki bana...
Kanadı kırık bir kuş gibi de olsa oyunlar oynadığım
Küçüklüğümün arnavut kaldırımlı sokaklarını özledim
Beni emziren sokakları...
Kordonboyunu sonra, imbatı!

Seni İzmir'li gibi düşündüm
Hani yüzün öylesine sıcak geldi ki
Huzurlu mavi güneşli bir koy gibiydin
Balıkların oynaştığı
Denizyıldızlarının, midyelerin uzunca uyuduğu
Gökyüzünü denizinde görebildiğim bir koy...
Üşümüş, ürkek bir kuş gibi sokuldum sıcaklığına
Aslında o kadar uzaktın ki bana...

Ben bilmediğin kocaman, sık ağaçlı yalnız bir ormanda
Gecelere ninni söylüyorum kendi yüreğimin çığlıklarını susturmak için!
Sen dağ yamaçlarındaki pınarlar kadar berrak akıyorsun bana
Derken, güneşli sahillere çıkıyor yolumuz
Kumdan kuleler yapıyoruz irili ufaklı deniz kabuklarıyla
Kocaman kapılı ve pencereli kuleler
Martılarla paylaşıyoruz susamlı sözcüklerimizi
Karşıdaki yeşil yamaçlara döğmeli köylere bakarak
Atarak üstümüzden asırların kederli yorganını bir tarafa
Neşeli tüküler söylüyoruz sesimizi bir edip

Aslında o kadar yakınım ki sana
Seni kendim gibi düşündüm
SENİ SEVDİM!
 

Kadir Polat

 

 

                                         İZMİR'İN ÇOCUĞU

 

Sen; İzmiri'in sevda çocuğu
Baktıkça buğulaşan gözlerin mi
Rüzgarla yarışan saçların mı
En güzel...

Sen; İzmir'in sevda çocuğu
En son maviler giymiştin hatırlıyorum
Sırf körfezi kıskandırmak için
Vapurları mekan seçmiştin...

Sen İzmir'in güzel çocuğu
Sen'de İzmir'imi sevdim
İzmirde'mi seni bilinmez;
Şimdi ikinizden de geçemiyorum...
 

Gülden Karabudak

 

 

                          ŞİMDİ İZMİR'DE OLMALI İNSAN

 

Şimdi İzmir'de olmalı insan
Kordonboyu'nda kol kola
Şarkılar söylemeli
İmbat gibi serin serin
Konuşmalı ordan burdan

Şimdi İzmir'de olmalı insan
Tıklım tıklımdır Kemeraltı
Kadifekale salkım saçak
Sonra uzanıp Gültepe'ye
Gecekondulardan haber sormalı

Şimdi İzmir'de olmalı insan
Cıvıl cıvıl bir Karşıyaka vapurunda
Allı güllü bahçelerinde Balçova'nın
Ya da Çamdibi'nde Karabağlar'da
Yorgun argın işçilere karışmalı

Şimdi İzmir'de olmalı insan
Doya doya yaşamalı
 

Hamdi Topçu

 

 

                                     CANIM İZMİR'İM

 

Bulutmu kaplamış, İzmir'i bu gün.
Yoksa benim içim mi kararmış?
Dokunsalar, ha ağladım, ağlıyacağım.
Bulutmu kaplamış İzmir'i bu gün.
Ben alışkınım, senin gülen yüzüne.
Yağsan bile, ardından doğar güneşin.
O kadar yer gezdim amma,
Dünyada yok bir eşin.
Bulutmu kaplamış, İzmir'i bu gün.
Dokunsalar, ha ağladım, ağlayacağım.
Gerek kalmadı dokunmanıza.
Dolan gözlerim boşaldı,
Ağlıyorum, ağlıyacağım...
 

Münevver Şenol

 

 

                                                  İZMİR

 

 

Bu yeşil, bu mavi, bu renk, bu ışık
Ruhumda sindirdin baharı İzmir
Mehtap denizine gün sana aşık
Baştan başa hülya diyarı İzmir

Kıvrım kıvrım, köpük köpük denizin
Seni gören gözden silinmez izin
Öyle gurbetsin ki, sıla gibisin
Ey gönlümün olanca varı İzmir

Akşam güneşle su dudak dudağa
Bir alev yükselir denizden dağa
Uzandıkça gönüller çok uzağa
Sen olursun aşıkın yeri İzmir...
 

Yüksel Gemalmaz

 

                                ŞİİRDEN ŞEHİR O,ADI İZMİR

 

Parendeler attığım
Buca sokakları…
Tabanvay’la turladığım
Kordon boyu, Alsancak surları…
Hatay’dan kordona inen
O yüz, basamaktan körfez şehir ki,
Adı İzmir…

Şöyle ki;

Yaz akşamların da,
O daha bir ıhlamur kokan şehir
O yazları daha bir şiir
O şiirden şehir
Adı İzmir…

İçinde pek yabanca ihsan
Dışında yek tabanca insan…
O ki, bambaşka bir lisan.
O şehirden şiir
Adı İzmir…

Daha mı mavi her denizden körfezi
Yek keza suspus eder gizemi
Hasbıhalden sur örmüş dilbazı
Yaşandıkça katar ömür her dem’i
O şiirden şehir
Adı İzmir…

Bir bana mı aşktan yana garezi
Ya beni bilmedi, ya da ben aşkını
Parke taşlı sevgi yolu mu marazi
Ben mi durmuşum olmazda
Aşk mı mazi şiir dolayında…
Şehirden şiir o
Adı İzmir…

Gayri cüretkârım
Bilirim ki değişmez yazı
Canıma od çalsa da
Mavi ‘den körfez bazı
Hatırası gamından pek kârım

Şiirden şehir o
Adı İzmir…
Ol ki benim,
Şehirden yârim…
 

Emel Çetin

 

 

                                                BAHAR

 

 

İzmir’e bahar erken gelir.
İzmir’in çiçekleri güzeldir.
İzmirin çiçekleri kız,
Kızları çiçek gibidir.

bahar demek,çiçek demektir.
İzmir’in, binbir kokulu seraları,
baharı hazırlar, hep baharı,
İzmir’e bahar erken gelir.
Çingeneler satar baharı.
 

Mehmet Halil

 

 

 

                                 İZMİR'İ HATIRLIYORUM

 

İzmir’i hatırlıyorum;
Yağmurlu bir günde,
Kordon boyunu sel basmış diz boyu
Deniz taşmışçasına sokaklarda,
Gürül gürül akan
Sel sularına bakıp bakıp
İzmir’i hatırlıyorum...

Karşıyaka - Bostanlı
Güzelyalı - Karataş
Doyum olmaz burada yürümenin
Bak Konak - Karşıyaka vapuru
Pasaport’a yanaşmış
Cıvıl cıvıl kaynaşıyor içinde
İnsanlar...

İzmir’i hatırlıyorum;
Şirinyer’in şirin sokaklarında
Saat 7.40
İşte Buca - Alsancak treni,
Kaçıncı kez taşıyor talebelerini
Ve...
Yine yağmurlu bir günde
İZMİR’İ HATIRLIYORUM...
 

Ahmet Otman

 

 

                                 İZMİR BALIKCILARI

 

İzmir’in ufku geniştir,havası temiz
Son ışık, buradan batar karanlıklara.
Balıkçıları güzeldir,gönülleri ise olta.
Havası sıcak,gizemli,vurgun yemiş
Baharı, uzanır koyu kışlara...
*
Her zaman diliminde bu şehir var.
Güzel Bahçe’sinde balıkçılar,
Tezgahlar balık dolar barınaklarda
Bahçeler limon, mandalina
Mordoğan dağları nergis kokar.
*
Sabah akşam süzülür gemiler yan yana
Bazen şen şarkılar duyulur içlerinden
Coşarlar balık beklerken her zaman
Çilingir sofraları kurulur dalgalara
Demlenir güneşle beraber çaylar
Bardaklarla yalnızlıklar içilir.
*
Sert,yanmış,çileli yüzler geçer.
Sandalla gölgeli kıyılardan.
Asla görünmez coşkuları fırtınalardan
Bekleyen kedilere balık atarlar.
Peşlerinde dolaşır martılar.
Acı çığlıklarla,arsızca bağırırlar.
*
Bir ayrı kültür oluşmuştur sularında
Bağımsız,insancıl,umursamaz
Bir kalabalık şehirde,yalnız,ıssız.
Suların hikayesini yazarlar kürekleriyle.
İzmir kıyılarında,İzmir’i okurlar! ..
Güzelim balıkçılar.

 

SEVGİ DAMLALARI

 

 

                                            İZMİR VE BEN

 

 

İzmir ve ben
Gevrek yerdik
Susam susam kokup
Nar çiçeklerine
Takardık gülüşlerimizi.

İzmir ve ben
Bornova dan çıkıp yola
Bayraklıda kapayıp pencerelerimizi
Geçerdik kemer altının
Büyülü sokaklarından.

İzmir ve ben
İncir altında
Denize karşı
Aşklarımızı meze yapıp
İçerdik rakımızı.

İzmir ve ben
Konak meydanında
Haykırırdık umutlarımızı
Dalgalar bize hayrandı
Bir o kadar uzakken sevdamız.
 

Ufuk Nazım

 

 

 

                                                      İZMİR'İN RÜYASI

 

Kadifekale düşleri hep hakikat olur.
Büyük İskender gibi rüyalara yatarsın,
İki su meleği manadan seslenir sana
İzmir’de katlanacak mutluluğu yaşarsın.

Bir gün çıkın Kadifekale’ye,Pagos tepesine
Zaman öncesinin tarihi var burada
Kuzey rüzgarlarına açık eski surlar da gezinin
Yatın dilek rüyalarına,ulu bir çınarın altında.

Kalktığında,gördüğün manzarada yatar dileklerin
Bakarsın Agora’ya kuş bakışı.
Hayallerin de bazen,tanrıça Demeter olur.
Poseidon’u seyredersin zaman boyutlarında..

Eskiden,yeniden ne varsa kucaklarsın burçların da
Bir kolun uzanır Manisa dağlarına,Bornova’ya
Karşıdan görünür Bayraklı ve Karşıyaka
Bir kolun Güzelyalı’da, Güzelbahçe’de..

Sessizce İzmir’in şarkısını dinlersin Yamanlar da
Bir zaman diliminde daha Smyrna’yı yaşarsın!

İzmir Şiirlerinden...
 

Sevgi Damlaları

 

 

 

 

 

                                                                     İZMİR

 

 

Yağmurla uğurlandım Ankara’ dan... Beni İzmir’e getirecek otobüsün dört numaralı koltuğundan baktığımda, otobüs camının ardından olsa da görmüştüm yağan yağmur damlalarının sevdiklerimin, hele ki annemin gözyaşlarıyla karışmasını... Sayısını hatırlamadığım kadar çok ayrılık yaşadım ben, peki nedendi bu seferkinin bu kadar dokunması yüreğime? ...

Otobüsün çalışan motoru ve artık hareket etmemiz gerektiğini belirten anonsla birlikte, saatler ayrılık vaktini gösterdiğinde, bir ben kalmıştım gecenin tenhalığında, kimseyi tanımıyordum çünkü, İzmir beni tanımıyordu ve ben annemin ve tüm sevdiklerimin el sallamalarına karşı verdiğim dünyanın en acemice asker selamıyla geride kalan gençlik yıllarımı selamladım sanki. Artık büyümeliydim...

Aslında ilk adımımla anlamıştım, Varyant’tan Konak’a inerken birdenbire görünce denizi ve kordon boyunda ilk voltamda emin oldum, bu şehri tanıyordum daha önce hiç görmemiş olsam da.

İzmir’de hiç kar yağmadı ama ben kordon boyunun herhangi bir tahta bankında güneşin sarıdan kızıla dönerek batışını izlerken ve güneş batarken bile ısıtırken içimi hayaller kurdum. Meltemler saçlarımı okşarken bir anne şefkatiyle ve serseri dalgaların birbirlerine ve sahile çarparak çıkardığı sesleri dinlerken yine hayaller kurdum. Hele ufuk çizgisinde sonsuzluğun sınır kapısına demir atmış gibi bekleyen gemileri gördüğümde, ben gidemedim o gemilere binmek için ama beyaz martıların kanatlarına bırakıp gönderdim en güzel hayallerimi, sonsuzluk kapısından geçirsinler diye. Ufukların ötesinde hayallerim var artık...

İzmir, sen hiç üşütmedin beni. Uzun sıcak gecelerinde uykusuz kaldığımda yüreğimden kağıdıma dökülenleri ilk burada paylaştım başka insanlarla. Her gece kendi içime dönüp ve her gece içimdeki yangınları söndürüp, yürek mangalıma köz yaptığım dağların ardında bekleyenlerimi düşünmeyi öğrendim seninle. Ve seninle genç kalmayı öğrendim. İtiraf ediyorum, seni çok sevdim; sence ihanet mi ettik Ankara’ya?

Dedim ya dağların ardında bekleyenler var İzmir. O yüzden gitmek zorundayım yakın zamanda. Şimdilik elveda ama bir gün geri döneceğim sana, sonsuzluğun sınırlarında beni bekleyen bir gemiye binmek, ufukların ötesinde bekleyen hayallerime kavuşmak için... O yüzden bekle beni...

 

LEVENT MAZLIGÜNEY

 

 

 

                                                  İZMİR

 

Yağmurla uğurlandım Ankara’dan
Sevdiğim, mutlu olduğum diyardan.
Kurutup ısıttın senden ummadan
Söyle benim güneşim misin İzmir?

Gurbeti düşündüm, güllerim soldu,
Gözyaşım içe akıp nehir oldu,
Nehir akıp senin içine doldu,
Yoksa benim denizim misin İzmir?

Deniz kenarında, sahil boyunca,
Dalgaların olur adam boyunca,
Huzur bulduğum sesini duyunca
Annemin ılık sesi misin İzmir?

Sabah akşam ayrı meltemler eser,
Hayatla bütün bağlarımı keser,
Kokusu beni benden alan eser,
Sevdiğimin nefesi misin İzmir?

Kimler için sen nelere bedeldin?
Söyle kaç yiğidin aklını çeldin?
Masallar ülkesinden neden geldin?
Bildim, peri kızısın sen İzmir! ...
 

Levent Mazılıgüney

 

 

 

 

 Konu : Izmir-Istanbul
"Bir Istanbullu'nun Izmir hakkindaki görüsleri" diye..
Okudukça ilgimi çekti ve sizlere de aktarmak istedim.
Neden istedim?
Izmir ile Istanbul'u her firsatta kiyaslayanlari n ve Izmir'i
horlayanlarin, bazi gerçekleri görmeleri için istedim.
Bu istegimde hakli miyim, haksiz miyim, okuyunca karar verirsiniz.

Ø     Cem Baracuda yaziyor...

Bir senedir Ege Life dergisinde yaziyorum ya,
imtiyaz sahibi,
yani patron" Sevgili Cumhur Küçükkahveci,
Ege Life'in geleneksel yazarlar toplantisi için beni Izmir'e
davet etti.
Atladim uçaga gittim Izmir'e.

O aksam hem yazarlar toplantisina katilacagim
hem de gündüz Izmir acenteleri ile görüsmeler yapacagim.
Havas'in servisi ile direkt Karsiyaka'ya geçtim. Ilk toplantim
orada.
Apartmanin bahçesinden girerken bir hanimla karsilastim.
"Günaydin"dedi;gülümseyerek.
Aha!... ne hos. Ama sasirdigim için ben karsilik veremedim.
Bakakaldim. Apartmana girdim.
Merdivenleri çikarken bir beyle karsilastim.
Gülümseyerek bir günaydin da ondan aldim.
Allah Allah. Su "Ege Life'in kudreti"ni görüyor musun?
Yavas yavas Izmir'de beni tanimaya basladilar demek.
Neyse ilk ziyaretimi gerçeklestirdim.
Iki saat sonra Konak'ta bir baska toplantim var. Dogru vapura.
Biletimi alacagim. Gisedeki memur da "günaydin" dedi. Tanidi beni tabii ki...
Geçtim turnikeden. Vapur geldi.Millet sakin sakin duruyor.
Söyle sagima bir omuz, soluma bir çelme geçtim öne.
Kostum, girdim vapura. Herkesten önce kaptim bir yer, oturuyorum.
Önce yanimdaki, sonra karsimdaki ve daha sonra gelen delikanli
da  "Günaydin" dedi.
E normal artik tabi. Kolay degil. Koskoca Ege Life'in koskoca
yazariyim.
Taniyacaklar beni.
Ama o ne, herkes birbirine gülümseyip selam
vermeye basladi.
Hatta yanimdaki ögrenci oldugu anlasilan bir delikanli yerinden
kalkip bir kadina yer verdi, kadin da, kadinin kocasi da delikanliya
ayri ayri tesekkür ettiler.
Neyse, Akraba olsalar gerek.
On dakika sonra vapur yanasti.
Ben yine çalimlarima devam edip insanlarin arasindan siyrilip
hemen en öne geçtim.
Vapur yanasmadan atladim.
Her zamanki gibi basladim benden önde gidenlerle yarismaya.
Ilerideki direge kadar su kizi geçmeliyim.
Haydi oglum bastir. Ohh geçtim.
Simdi bir ilerideki direge kadar su öndeki sapkali amcaya
yetismeliyim.
O da tamam. Simdi... Ani bir fren ve durdum. N'oluyo yaa?
N'apiyorsun oglum? Nereye yetisiyorsun? .
Daha bulusmana bir saat var.
Dur bi..Sakin ol!
Oturdum "pasaportta" (iskele yaninda bir semt) bir yere.
Basladim Izmir'lileri gözetlemeye.
Izmir'liler gülümsüyor. Surat asma yok.
Izmir'liler birbirlerine "günaydin" diyor, selam veriyor.
Izmir'liler yürüyor, itismiyor, yarismiyor.
Izmir'liler yere çöp atmiyor, tükürmüyor.
Izmir'liler birbirlerini dinliyor, ayni anda konusmuyor.
Izmir'liler vapurda, otobüste okuyor.
Yesil yanar yanmaz zart-zurt korna çalmiyor. Yürrüü diye bagirmiyor.
Izmir'liler nazik.
Izmir'liler temiz.
Izmir'liler güzel.
Izmir güzel

     Kendimi EFES'in kurulus efsanesindeki, tavada pisirdigi baligini
kapan küçük yaban domuzunu (Jabali) kovalarken tesadüf eseri
Efes'i kesfeden balikçiya benzettim. Ben Izmir'i kesfettim. Izmirliyi
kesfettim bu seyahatimde.
Bu arada herkesin de Izmirli olamayacagini da kesfettim.

Peki ben Izmirli olabilir miyim acaba?
Kocca bir soru isareti.
Bu arada; Acaba neden hala bazi Izmirliler
Istanbullu olmaya çalisir?
Iste onu anlamam.
Istanbul'da tas üstünde tas mi kaldi?
Istanbul'da dolasacak (tecavüzeugranmayacak) park mi kaldi,
Istanbul'da çantani çapraz asmadan dolasacak cadde mi kaldi,
peki ya yürüyecek kaldirim var mi?
Nisantasi'nda köpek pisliklerine, Aksaray'da tükürüklere
basmamak,
kaldirimlarda ki arabalara çikmamak,
Beyoglu'nda omuz yememek için "slalom" yapmak zorunda
kalmak hos mu?
Günde 1.5 saat gidis, 1.5 saat dönüsten 3 saati yolda geçirmenin
8 saat uykuyu çikarinca maliyetinin 1 senede 54 gün
(kabaca senede 2 ay yolda) oldugunu bilen var mi?
Ya istanbul'da isten eve gelip tekrar eglenmeye çikmanin
hemen hemen imkansiz oldugunu,
bu yüzden aksam disari çikacaklarin naylon torbada
gece kiyafetini ve ayakkabisini yaninda ise götürmek zorunda
oldugunu biliyor musunuz?
Karsida oturan annelerin ortalama ancak ayda 1 kez ziyaret
edilebildigini biliyor musunuz?
Sorarim "ortalama" bir Istanbulluya;
En son apartmaninizda adini bile bilmediginize emin oldugum
komsunuzdan ne zaman tuz, kahve
istediniz?
Birakin onu ne zaman ona günaydin dediniz, selam verdiniz veya
aldiniz?
Düzenli görüstügünüz kaç arkadasiniz var?
Is ve para konusmadan en son ne zaman ve kiminle muhabbet ettiniz?
Bunlari bos verin.
En son "sadece
kendiniz için" ne kadar vakit ayirdiniz ve ne zaman?
Hepsi bir yana, bir bayana kapiyi açtiniz, otobüste veya vapurda
yer verdiniz.
Tesekkür mü bekliyorsunuz?
Ne tesekkürü? Hazir olun, kadinin kendisinden veya kocasindan
"höösst" diye karsilik alirsaniz sasirmayin.
Hadi Lütfen "herkesi kendin gibi zannetme" geyiklerine falan
girmeyelim.


     Istanbul da durum budur.

 

 

 

 

 

 

 

  



      

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

***ANEMON***
yolu sevgiden geçen dostlara

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

oglena
begonya35
ferhunde
kapadokya050
ayvalikli
bizimada
hakdost
okumaca
nildeniz
orgubahcesi
emekyemek
keinsinn1905
twetty1905
pastacimutfakta
carmencafe
nilsu35
dekoratif
yakamoz045
anemonist
haberliyorum
izmirliblogcu
hayalimsim
izmirlihaberci
horseracing
geridekalanlar


Free chat widget @ ShoutMix
Ziyaretci sayımız:

Günlük Burç

Cursors

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa